EVLİYA ÇELEBİYE GÖRE TOKAT Tokat hakkında Evliya Çelebi-Seyahatnamesi 5. cilt sayfada 69. ve 70.sayfada şöyle yazmaktadır: “Bu havası hoş şehrin 4 tarafından bahçe ve bostanlar içinde sular akar bu bahçelerde bülbüllerin sesi insan ruhuna rahatlık verir. Meyveleri lezzetli ve latif olup, her tarafa hediye olarak gönderilir. Her bağında birer köşk, havuz, fıskiyeler ve çeşitli meyveler bulunur. Halkı zevk ehlidir. Gariplerle dostturlar, kin tutmaz hile bilmez, deryadil, haluk, selim ve halim insanlardırlar. Herkes iyi zanda bulunurlar. İyi geçinirler hayırlı yapılar yapmaya hevesleri çoktur. Camii, saray, köşk ve imaretleri o kadar metin ve güzel olur ki, bunlara girenler hayrandır. Şehir genişlik ve ucuzluklu bir yer olup dünya yüzünde eşi yok gibidir. Yılın her zamanında halkın nimetleri boldur. Hacı Bektaş Velinin hayırlı ve bereketli dualarıyla bu eski tarihi şehir “ALİMLER KONAĞI FAZILLAR YURDU VE ŞAİRLER YATAĞIDIR.”

TOKAT KENTİNİN DEĞİŞİK ZAMAN VE BÖLGELERDEKİ İSMİ

  • Komana Antik
  • EvdoksiaBizans
  • DokatArap
  • Kah cun İran
  • Dar ün nusretSelçuk
  • SobaruMoğol
  • Dar ün nasrYıldırım Beyazıt
  • TokatOsmanlı ve Cumhuriyet dönemi

İLİMİZ TARİHİNİN KÜLTÜR VE SANAT SENTEZLERİ M.Ö.3000 yıllarından başlayarak, 14 devlet ve birçok beyliğin yaşadığı ve egemen olduğu Yeşilırmak havzası içinde yer alan Tokat, Karadeniz kıyılarının dar ve nemli İç Anadolu’nun geniş ve kuru alanlarından, dağ sıralarıyla kendini doğal olarak soyutlayan, geniş ve sulak vadiler ve geçitlerden oluşan bereketli alanların orta yerinde bulunmaktadır.

5400-3200-3000 Kalkolitik ve tunç çağlarından sonra büyük Hitit devletinin doğu federasyonuna bağlı birçok kentin Yeşilırmak’ın kolları Kelkit, Tozanlı ve Çekerek vadileri boyunca kurulması ile başlayarak Pers, Pontus döneminde doruğa ulaşan derebeylik düzeni; Tokat, Niksar, Zile ve Turhal da en güçlü şeklini almıştır. Bunların her biri yakın tepeler üzerinde kurulu kale, şato, tapınak ve köyleri ile başlı başına bir beylik durumunda idiler. Havzanın coğrafi durumu ticaretin gelişmesine sebep olmuştur.

İç Anadolu platolarını aşamayan “İyon” kültürü M.Ö. 6 yy’dan itibaren kolonistlerle birlikte Karadeniz’den pdemonion (Ünye) Samsun ve Tokat’a gelmiş güneydeki geleneksel “Kapadokya” ve doğudan gelen “Pers” kültürü ile kaynaşmıştır.

11.yy Danişmend ve Selçuk Türklerinin siyasi üstünlükleri ile Maveraün-nehir’den gelen Türk İslam kültürü İç Anadolu’dan batıya doğru yayılarak 700 yıllık Bizans uygarlığına son vermiştir.

Selçuklular zamanında Anadolu’nun 6. büyük kenti olan Tokat 12.yy Haçlı ve Bizans ordularının, 1243 yılından itibaren de Moğol baskısında olmasına rağmen İlhanlı egemenliğini sonuna kadar gelişmesini sürdürmüştür. Türklerin Anadolu’dayarattığı özü güzellik ve sabır olan uygarlıkların kültür sanat mimarlık bayındırlık eserleri ile Tokat’ta yüz yüze gelebilirsiniz.

TOKAT’TA 6000 YILDAN BU YILA YAŞAMIŞ UYGARLIKLAR, DEVLET VE İMPARATORLUKLAR

  • HATTİ İMPARATORLUĞU

  • HİTİT İMPARATORLUĞU

  • FRİG UYGARLIĞI

  • MED UYGARLIĞI

  • PERS UYGARLIĞI

  • BÜYÜK İSKENDER İMPARATORLUĞU

  • ROMA İMPARATORLUĞU

  • BİZANS İMPARATORLUĞU

  • ARAP DEVLETLERİ

  • DANİŞMENT DEVLETİ

  • ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ

  • MOĞOL İMPARATORLUĞU

  • İLHANLI DEVLETİ

  • OSMANLI İMPARATORLUĞU

  • TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ

HİTİT VE FRİG ÇAĞLARI

Katolitik ve ilk tunç çağlarının ardından kurulan eski Hitit krallığı ve daha sonraki Büyük Hitit İmparatorluğu dönemine ait yerleşim alanları Tokat’ın sulak vadilerine, bereketli ovalarına serpilmiştir. Görülmeye değer en önemli merkezlerden biri Zile ilçesinin Yalınyazı yakınındaki Maşathöyüktür. Büyük Hitit imparatorluğuna bağlı federasyonlarda bir beye ait bir sarayda ve bu sarayın yamaçlarında, kentin bulunduğu höyükte arkeolojik kazılar yapılmış çivi yazılı tabletler, tunç ve demir çağlara ait çeşitli seramik eşyalar bulunmuştur. Yüksek düzeyde Hitit kültür ve sanatı yaşanan diğer önemli merkezler; Erbaa ilçesinde Horoztepe, J.G.C Anderson’un “Verisa” ve J.Garstang’ın “zıppalanga” dediği kutsal Hitit kenti Aktepe (Bolus) Höyüğü, Zile Kalesinin bulunduğu “Anzilia” Hüyüğü ile höyük ve kale höyük gibi diğer yerleşim alanları bulunmaktadır. Buralarda arkeolojik kazılar yapılmış, kalkolitik döneme ait eserler bulunmuştur.

Ege Göç kavimleriyle Batı Anadolu’yu istila eden Frigler Tokat yöresindeki çekerek Tozanlı, Kelkit çayı boylarında kurulu Hitit kentlerini işgal etmişlerdir. M.Ö. 8 ve 7. yy da yüksek düzeyde bir uygarlık kurmuşlardır. Maşat höyükte Frig dönemine ait yapılar ve çeşitli eşyalar bulunmuştur.

MED PERS DÖNEMİ Karadeniz’den gelen Kimmer akınına dayanamayan Frig kavimlerinin yıkılmasıyla M.Ö. 6. yy’da önce Med daha sonra da Pers egemenliğine giren Tokat büyük Kapadokya Satraplığının (Pers Eyalet Valiliği) içinde kaldı. Persler Komana’daki MA toplantısına karşı kendi Zerdüşt dinlerini yaymak için Zile’ye dört sütunlu bir Andidis ateş tapınağı ve kırsal alanlarda pek çok Ateşgedeler inşa ettiler. Tokat’ın ekonomik ve stratejik önemini gözeten Persler, başkentleri Persopolis’ten Ege’de Lidya Krallığının başkenti Sart merkezine kadar uzanan Kral Yolu’nu Tokat’tan geçirdiler.

 

HELLENİSTİK DÖNEM ve PONTUS KRALLIĞI M.Ö. 334 ve 332 de Büyük İskender’in hızlı ve hırslı seferi ile Anadolu’daki Pers egemenligi son bulmuş, Hellenistik çağ başlamıştır. Bu dönem başlangıçta Pers ve Makedonyalı soyluların egemenlik çatışmaları sürüp gitmiş sonunda Pers kökenli Mithiritat önderliğinde Pontus Devleti kurulmuştur. Giderek güçlenen Pontus Kralları Niksar, Turhal ve Zile’de Gazafilaklia denen güçlü kaleler, Komana ve Erbaa’da da tapınak, saray ve villalar yapmışlardır.

 

Karadeniz kıyılarında güçlenen zamanla Anadolu’nun büyük bir alanını içine alan Pontuslar, Anadolu’yu istila eden Roma ordularına karşı uzun yıllar süren amansız direniş sürdürmüşlerse de M.Ö. 1.yy da Romalılara yenik düşmüştürler.

 

ROMA DÖNEMİ Pontus’un güçlü direnişini kırmak için Roma, en güçlü generallerini Küçük Asya’ya gönderir. Amiral Triarius, Sulla, V.Flaccus, Lucullus ve Pompeius büyük mücadeleler verirler. Nihayet M.Ö. 47 de J. Sezar Zile’ye gelir ve Roma’ya başkaldıran Pontus asıllı Basforos kralı 2. Paharnake’nin orduları ile Altıağaç mevkiinde karşılaşırlar. Her şey 5 saat içerisinde olup bitmiş uzaktan gelerek çok büyük zafer kazanan Sezar “veni, vidi, vici” (Geldim, gördüm, yendim) diyerek Roma’ya bildirir. 400 yıl süren roma egemenliği sırasında Tokat ve yöresinde ticaret, bayındırlık ve iletişim gelişmiş, kentler imar edilmiş. Komana, Niksar, Zile ve Sulusaray’ın önemi artmıştır.

 

Tokat Müzesinde Roma dönemine ait birçok eser bulunmaktadır. Niksar’ın Leylek Pınarı, Ayvaz, Harmancık, Çanakçı deresi ile Kaleiçi’nde, Zile’nin ören yerinde ve Sulusaray ilçesinde Roma dönemine ait birçok kalıntı bulunmuştur.

 

 

BİZANS Roma döneminde imparatorluk 395’te Doğu ve Batı olarak bölündüğünde Tokat Doğu Bizans sınırları içinde kaldı. Bu dönemdeki en önemli gelişme Hristiyan-Bizans uygarlığının Anadolu’da yayılması, yeni bir kültür ve sanat başlatmış olmasıdır. Ma ve Anaitis gibi tapınakları olan Komana kenti gidirek önemini yitirdi. Hristiyan halk Turhal yakınlarındaki Dazimondis ve Tokat Kalesi’nin bulunduğu Evdoksia’ya göç ettiler. 6-7-8. yy Sasani ve Arap devletleri Bizans’ın en önemli doğu sorunu oldu. Tokat ve yöresi zaman zaman İstanbul’un fethine girişen Arap akıncılarının eline geçti. 10 ve 11.yy da Türkmen ve göç gazaları ile başlayan Türk - Bizans teması Sultan Alparslan’ın 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Bizans’ın geri çekilmesine dönüştü. Kutalmışoğlu Süleyman Şah ve Gümüştekin Ahmet Gazi’nin orduları Anadolu’nun büyük bölümünü ele geçirerek bağımsız beylikler kurdular.

 

DANİŞMENDOĞULLARI DÖNEMİ Büyük Selçuklu dönemi imparatoru Sultan Melik Şah’ın komutanlarından Gümüştekin Ahmet Gazi 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra orduları ile Anadolu’ya geldi. Önce Sivas’ı ve 1095 yılında da Niksar’ı başkent yaptı. Daha sonra da Tokat, Zile, Turhal, Zonusayı birliğine kattı. Anadolu Selçuklu devletinden ayrı bağımsız bir devlet kuran Danişmetoğulları daha sonra Kayseri ve Malatya’yı da alarak güçlendiler. Güneye inerek Antakya Bohemont Prensliğine, Akdeniz’de de Krigya krallığına son verdiler. Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli başarıları olan Melik Ahmet Gazi, Trabzon Rum Krallığı’na, Haçlı ordularına karşı mücadele vermiş, kardeş Türk devleti olan Anadolu Selçukluları ile de zaman zaman çatışmalara girmiştir.

 

Danişmend eserlerinin çoğu Niksar ve Tokat’ta bulunmaktadır. Danişmend oğullarının Tokat yöresindeki egemenliği Selçuklu Sultanı 2. Kılıçarslan’a kadar sürmüştür.

 

 

 

ANADOLU SELÇUKLULARI DÖNEMİ

 

 

12.yy ortalarına kadar süren Selçuklu, Danişmend çekişmesine son veren 2. Arslan tüm Danişmend birliğini kendine katar ve 1186 yılında Türklerin Feodal devlet anlayışına uyarak 11 oğlu arasında paylaştırmıştır. Tokat, oğullarından Rüknettin Süleyman’a düşer. Ancak kardeşler arası uyuşmazlıkların tehlikeli boyutlara ulaştığını gören Süleyman Şah yeniden devlet bütünlüğünü sağlar. Anadolu Selçuklu devletinin en önemli ve güçlü zamanı Tokat’ta 6 yıl emirlik yapan Alaettin Keykubat’ın dönemidir. 1220 yılında tahta çıkan Alaettin Keykubat ülke sınırlarını genişletir. Kentleri imar eder, huzur ve güveni sağlar. 1236 yılında Kayseri’de yediği av etinden zehirlenip ölen Alaattin Keykubat’ın yerine oğlu 1. Gıyasettin Keyhüsrev tahta geçer. Genç sultanın dirayetsizliği, emirlerle uyuşamama nedeni ile göç kafileleri ve nihayet önü güçlükle alınan Babai ayaklanmaları devleti zayıflatmış ve Moğolların ülkeye girmesini önleyememiştir. 1243 Kösedağ Savaşı devletin kötü kaderini belirlemiş ve ülke Moğol baskısı altında kalmıştır. Bu olumsuz gelişmeleri durdurmak için Selçuklu sultanlarıyla Moğol hanları arasında kilit adam olan Pervane Muinettin Süleyman birliği sağlamak yerine kişisel ihtirasları ile olayları daha da çıkmaza sokmuş, nihayet 13. yy sonlarında Anadolu Selçuklu devleti İlhanlı Moğollarının egemenliği altına girmiştir. Pervane Süleyman iktidarında olan Tokat’ta bugün Gökmedrese diye anılan çinileri ile ünlü Pervane Külliyesi’ni inşa etmişlerdir.

 

İLHANLI DÖNEMİ Cengiz İmparatorluğu parçalandıktan sonra 1256 yılında kurulan İlhanlı Devleti Türk ve İran kültürü altındaydı. Anadolu Selçuklu devletine son veren ve yarım yüzyıla yakın Orta ve Doğu Anadolu’ya egemen olan İlhanlılar bölgedeki siyasi ve ekonomik üstünlüklerinin yanı sıra Tokat, Zile ve Niksar’da eserler bırakmışlardır.

BEYLİKLER DÖNEMİ İlhanlı devletinin son yıllarında Anadolu valisi Timurtaş, Mısır’a kaçmış ve yerine yakını Ertana (Eratna) Beyini bırakmıştı. Bir süre sonra 1340 yılında Emir Ertana bölgede bağımsız bir hükümdarlık kurdu. Tokat’ı egemenlik alanı içinde alan ve halkın Köse Peygamber diye sevdiği Emir Ertana 1352 yılında ölünce, emirlerin kavgaları ve ayaklanmaları yönetimi zayıflattı. Parçalanmaya başlayan Ertana ülkesi Tokat ve Niksar yörelerinde Tacettinoğulları, Hacı Kutluşah ve diğer beylerin egemenlik çatışmaları ile çökmeye başladı. Nihayet 2. Ertana hükümdarı Alaattin Ali döneminde bu huzursuzlukları önlemeye çalışan devlet adamıydı. Kadı Burhanettin büyük mücadeleler sonunda yönetime karşı bağımsızlığını ilan etti. Bu büyük beyliği Sivas’tan yönetmeye başlayan Kadı Burhanettin kendisine bağımlı olmak istemeyen Tokat, Niksar, Zile ve Turhal ile şiddetli çatışmalara girdi, Tokat’ı sık sık kuşattı ise de başarılı olamadı. Aynı zamanda şair olan bu büyük Osmanlı hükümdarı Yıldırım Beyazıt ile savaştı. 1398 de Akkoyunlu hükümdarı ile girdiği savaşta öldürüldü. Kadı Burhanettin ile emirler arasında bitmez tükenmez çatışmalardan usanan Tokat halkı Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıt’a başvurarak illerinin Osmanlı birliğine katılmasını istediler.

OSMANLI DÖNEMİ 1392 yılında Osmanlı Beyliği’ne katılan Tokat’ın adı Dârü’n Nasr olarak değiştirilmiştir. Bundan kısa bir süre sonra Anadolu’ya giren Timur orduları Tokat kalesini kuşatmış, ancak elde edemeyeceği kentte büyük tahribat yapmıştır. Fetret Devri dediğimiz dönemde Şehzade Çelebi Mehmet’in Amasya ve Tokat yörelerinde ayaklanmaları bastırması, Osmanlı devletinde yeniden dirlik ve düzenlik sağlanması ile Tokat 5 yüzyıl süren Osmanlı birliği içinde kalmıştır.

Timur, Şah İsmail kuşatmaları, Uzun Hasan, Şah İsmail, Karayazıcı, Celali ve diğer ayaklanmaların yakıp yıktığı Tokat su taşkınları ve yer sarsıntılarının yaptığı hasara rağmen önemini ve gelişimini yitirmemiştir. Başta dokumacılık, yazmacılık, bakırcılık ve dericilik olmak üzere sanayi ve ticaret gelişmiş, 14 büyük han, birçok camii ve medresenin yanı sıra saraylar hamamlar köprüler ve çeşmeler yapılmıştır. Yabancı seyyahların ve Evliya Çelebi’nin güzellik ve nimetlerini anlatmakla bitiremedikleri Tokat 1617 yılında Valide Sultanlara Voyvodalık olmuş, ünlü Osmanlı sultanlarının gelip gördüğü orduları ile konakladığı siyasi, kültürel ve ekonomik bir merkez olmuştur. Tokat, Sivas Beylerbeyliği’nin sancak merkezi olarak Osmanlı İmparatorluğu’nda önde gelen kentlerinden biri olmuştur. Gerileme devrinde kervan yollarından uzak kalan ve bir iç kent haline gelen Tokat, Avrupa’da gelişen sanayi ve teknoloji ile savaşlardan olumsuz etkilenmiş, giderek bölgeler arası ticaret merkezi olma özelliğini kaybetmiştir.

1863’te nahiye, 1878’de Mutasarrıflık, 1920’de müstakil Liva olan Tokat, Cumhuriyet’in ilanına kadar kendi kabuğuna çekilmiştir. Cumhuriyet döneminde tarım, enerji, sulama ve sanayi yatırımlarıyla yeniden canlanan Tokat, son yıllarda yine eski gücü ve önemine kavuşma yolunda büyük atılımlar yapmaktadır.

MİLLİ MÜCADELEDE TOKAT Bilindiği gibi 19. yüzyılın ikinci yarısında sanayinin gelişmesi, sömürgecilik ve diplomatik ilişkilerin hızlanmasına neden oldu. Bu durum ise aynı zamanda büyük devletler arasında siyasi rekabet, ekonomik çıkar çatışmaları ve anlaşmazlıkları meydana getirdi. I. Dünya Savaşı öncesi karşılıklı ihtirasların ve menfaat çatışmalarının merkezi durumuna gelen Avrupa, adeta bir barut fıçısından farksızdı.

Teknik üstünlük kompleksine kapılan Avrupa, Osmanlı Devleti’ne “Hasta Adam” gözüyle bakıyor ve onu sömürülecek bir devlet; Türk Milleti’ni de idare edilmeye muhtaç bir millet olarak görüyordu.

Osmanlı Devleti’ne gelince; I. Dünya Savaşı’ndan önce 1911 yıllında girdiği Trablusgarb Savaşı’nda son Afrika topraklarını İtalya’ya kaptırmış, 1912-1913 yıllarındaki Balkan Savaşları’nda aldığı mağlubiyetle de Rumeli’deki nüfuzunu kaybetti.

Çanakkale Mucizesine rağmen I. Dünya Savaşı’ndan da yenik ayrılan Osmanlı Devleti, Mondros Mütarekesi gibi haysiyet kırıcı bir antlaşmayı imzalamak mecburiyetinde bırakılmıştı.

Türk Milleti’ni esaret zincirine vurmaya yönelik mütarekenin imzalanmasıyla Osmanlı Devleti artık resmen değilse bile fiilen yıkılmış sayılmakta idi.

Türk Milleti, maddi ve manevi bakımdan iyice sarsılmıştı. Memlekette açlık, sefalet, asayişsizlik ve gelecek konusunda ise ümitsizlik hakimdi.

Ancak, bütün bu olumsuzluklara rağmen, millet egemenliğine dayalı yeni bir Türk Devleti kurma fikri ile yola çıkan Mustafa Kemal, Türk Milletinin kurtuluşu yönünde hiç bir zaman ümitsizliğe kapılmadı. O, Türk Milletinin vatanı, bağımsızlığı, bayrağı, namusu ... gibi kutsal saydığı değerleri korumada her türlü fedakarlıktan kaçınmayacağını çok iyi biliyordu.

Türk Milletine olan güvenini her fırsatta ifade eden Mustafa Kemal, bilindiği gibi 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a çıkarak Kurtuluş savaşımız yolunda ilk adımı atmış oldu. Samsun’da başlayan bu yolculuk Kavak, Havza, Amasya ve Tokat istikametinde devam edecektir.

Tokat, Birinci Dünya Savaşı sonlarında Sivas vilayetine bağlı bir sancak merkezi durumunda idi. Bu tarihlerde nüfusu yüz bini aşan Tokat Sancağında Türkler çoğunlukta, Rum ve Ermeniler ise azınlık durumunda idi. Zile, Reşadiye, Niksar ve Erbaa Tokat’a bağlı kazalardı.

Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı günlerde ve hemen sonrasında Anadolu’da baş gösteren sıkıntı, şüphesiz Tokat sancağı halkını da üzmüş ve gelecek hakkında endişeye düşürmüştür. Bilhassa, Tokat’ta azınlık durumunda olan Rumların merkezi Samsun olmak üzere Tokat’ı da içine alan bölgede Pontus Devleti kurmak istemeleri Tokat halkının tedirginliğini daha da artırmakta idi. Bu durum karşısında Tokat‘ta yaşayan Müslümanlar tedbir amacı ile 25 şubat 1919 tarihinde “Karadeniz Türkleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” Tokat şubesini kurdular. Bu şubenin bir ay sonra da merkezi İstanbul’da olan “Vilayeti Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne” bağlandığı bilinmektedir.

Tokat Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin yaptığı hizmetler konusunda araştırmacı merhum Halis CİNLİOĞLU’nun tespitleri şöyledir;

1. Erzurum Kongresine gönderilen Rıfat Bey’in 800 liralık yol harcını ödediler. O zamanın Müdafaa-i Hukuk Heyeti bu parayı hiçbir yardım görmeden yalnız kendi keselerinden verdiler.

2. Maraş ve İzmir’de çatışan yurttaşlarımıza “iane” toplandı. Çamaşırlar diktirildi.

3. Bir yerden diğer yere taşınan “Darüleytâm” talebesine yardım edildi.

4. Genel harpten dönen esirlerimizin yurtlarına kavuşmalarına çalışıldı.

5. Şehir içinde yaya Kuva-yı Milliye kuruldu. Çoğu bu gibi işlere yeni atılan gençlerden ibaret olarak bu kuvvet, ihtiyat zabitleri kumandasına verildi.

6. Şehir dışı için Mütevellioğlu Nuri Bey kumandasında süvari “Kuva-yı Milliye” kuruldu.

7. Numara kullanan, adlarını ve sayılarını saklayan adamları vasıtasıyla olan biten işlerden haber alınmaya çalışıldı.

Tokat Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti İdare Heyeti’nde görev alanlar: Tahir Rüştü, Hacı Hüsnü, Rıfat (Hamamcıoğlu), Nuri (Mütevellioğlu), Mehmet (Yağcıoğlu), Vahap (Baloğlu), İbrahim (Yoğurtçuoğlu), Fuat (Evliyaoğlu), Hacı Mustafa (Müftükatipoğlu), Hafız Agah (Emekli Komiser), İzzet (Gençağaoğlu), Remzi (Doktor), Fehmi (Celipoğlu), Şevki (Emekli Binbaşı),Vehbi (Muhasebecioğlu) ve Salih (Bekçioğlu) beylerdir.

15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’i işgal etmeleri Tokat Halkı tarafından tepkiyle karşılanır. Tokat ve kazalarında Redd-i İlhak Cemiyetleri kuruldu. Yunan işgalini protesto etmek amacıyla da 20 Haziran 1919 günü Niksar’da miting yapıldı. Niksar halkı nümayiş(miting) sonunda alınan kararları “Redd-i İlhak Cemiyeti Reisi Mahir” imzasıyla İtilaf Devletleri temsilcileri ile A.B.D. Cumhurbaşkanı Wilson’a gönderir. Bu kararlarda “Biz Türk olan her vatan parçasının Türk kalmasını istiyoruz. Siz de buna söz vermiş idiniz. Şimdi ise sözünüzde durmadığınızı görüyoruz. Anadolu’ya uzatılacak bir tecavüz bizi öldürmek için uzatılan bir adımdır. İnsaniyet ve adalet namına suikastten vazgeçiniz.”denilmektedir.

Bu arada, I. Dünya Savaşı’ndan dönen İhtiyat Zabitleri Tokat’ta “İhtiyat Zabitleri Teavün Cemiyeti” adı altında bir cemiyet kurdular. Bu cemiyeti kuranlar hem kendi aralarında yardımlaşmayı sağlamak hem de memleket davalarıyla ilgilenmek amacıyla ortaya çıkmışlardır. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin çalışmalarını yeterli görmeyen İhtiyat Zabitleri; “Memleketin derin yaralarını saracak vatanperver adamları göremiyoruz. Kuvvetli bir heyet yoktur ki, Tokat’ı bu hususta tanıtabilsin. Kendilerini idareden aciz adamlar bu tehlikeli zamanlarda Tokat halkını nasıl yönetecekler?” diyerek Müdafaa-i Hukuk Cemiyet-i İdari Heyeti’ne gençlerin de alınmasını istemişlerdi. Sonunda istekleri yerine getirilerek gençlerinde Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’ne girmeleri sağlanmıştır. Bu durum Tokat’taki mücadele azmine daha da güç kazandırmıştır.

9.Ordu Müfettişi olarak Anadolu’ya gönderilen Mustafa Kemal Paşa, 26/27 Haziran 1919 gecesini Tokat’ta geçirdi ve ertesi gün sabah Sivas’a hareket etti. Mustafa Kemal Tokat’a geldiğinde Belediye binasında şehrin illeri gelenleriyle bir toplantı yaparak memleketin durumu hakkında genel bilgi verdikten sonra Milli Mücadele’nin kaçınılmaz olduğu konusunda Tokatlıları ikna etti. Tabii bu arada Mustafa Kemal Paşa’nın bazı engellerle karşılaştığını belirtmek gerekir. Mesela, Sivas’a hareketi sırasında Sivas Valisi Reşit Paşa, Mustafa Kemal’i tevkif etmesi için özel olarak görevlendirilir. Ancak Mustafa Kemal Paşa, tedbirliliği ve ince zekası sayesinde bu engelleri aşmayı başarmıştır.

23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum Kongresi’nde vatanın bütünlüğü ve milletin istiklali ile ilgili kararların alındığı bilinmektedir. Bu kongreye Tokat’tan Rıfat (Hamamcıoğlu) Bey ile Sabri Efendi (Emekli Askeri Katip) katılmışlardır. Rıfat Bey, kongrede yaptığı konuşmada davalarının “Hak ve İstiklal” davası olduğunu belirtmiştir. Sivas Kongresi’ne Tokat’tan temsilci katılmamasına rağmen, Erzurum Kongresinde Temsil Heyeti üyeliğine seçilen Bekir Sami Bey’in Tokatlı olmasından dolayı Tokat’ın Sivas Kongresi’nde temsil edilmiş olduğunu söyleyebiliriz.

Sivas Kongresi sona erdikten hemen sonra Temsil Heyeti, Damat Ferid Paşa hükümetini istifaya zorlamak amacıyla İstanbul ile haberleşmeyi kesme kararı aldı. Alınan bu karara Tokat’ta aynen uymuştur. 12 Ocak 1920’de açılan son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde Tokat, Ahmet ve Şevki Beyler ile Ömer Fevzi Efendi tarafından temsil edilmiştir.

İstanbul’un İngilizler tarafından işgal edilmesi ve İngilizlerin Meclis-i Mebusan’ı basarak bazı Mebusları tutuklayıp sürgüne göndermeleri diğer illerde olduğu gibi Tokat’ta da nefretle karşılandı. Türk Milleti’ne yapılan bu haksızlıkları protesto etmek için Tokat ve kazalarında mitingler tertip edildi. Ayrıca, bu vahim olayı kınamak amacıyla İtilaf Devletleri mümessillerine telgraflar çekildi.

İstanbul’un işgali ve Mebuslar Meclisi’nin dağıtılmasından sonra artık İstanbul’un dışında yeni bir hükümet kurma fikri iyice kuvvet kazanmaya başladı. Nihayet, 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan TBMM İstanbul’u tanımadığını ilan etmek suretiyle Türk Milletinin kurtarılması görevini üzerine almış oldu. Açılan bu yeni mecliste Tokat’ı temsil eden milletvekilleri ise; Rıfat (Hamamcıoğlu) Bey, Hamdi (Mütevellioğlu) Bey, Mustafa Vasfi (Süsoy) Bey, Nazım (Eski Harput Valisi) Bey ve İzzet (Gencağaoğlu) Bey ’dir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması kararını tepkiyle karşılayan İstanbul Hükümeti, Şeyhülislam Dürrîzâde Abdullah Efendi’ye 11 Nisan 1920’de bir fetva verdirerek bu yolla Kuva-yı Milliye ruhunu yok etmeye çalıştılar. Anadolu’nun her tarafına duyurulan bu fetva bazı bölgelerde etkisini göstererek isyanların çıkmasına sebep oldu. Nitekim, 14 Mayıs 1920 günü Postacı Nazım adında biri, Sivas’ın Yıldızeli kazasına bağlı Kaman köyünde isyan etti. Bu isyana karşı tedbir maksadıyla Tokat’ta 50 kişilik Kuva-yı Milliye kuruldu. Ayrıca Köprübaşı, Niksar Yolu, Çay, Beybağı ve Erenler mahallelerinde dışarıdan gelebilecek bir tehlikeye karşı kuvvet bulundurdu. Bu arada Niksar ve nahiyelerinden de yardım sağlandı.

9 Mayıs 1920’de Postacı Nazım Yenihan Kaymakamlığı’na gönderdiği mektupta; “Kavak’ta verilen söz itimadan milletçe muhafazai sükuna karar verilmişken, 50 kişilik bir müfrezenin sevk edilmesinden arada itimat kalmadı. İsteklerimize tahriri cevap alamaz isek muhafazai sükunu mevcut kuvvetlerimizle ihlal edeceğiz” diyordu. Bu isyanın bastırılması için Mustafa Kemal, Zile’de bulunan 3. Kolordu Komutanı Selahattin Bey’i görevlendirdi. Merkezi Amasya’da bulunan 5. Kafkas tümeni Komutanı Yarbay Cemil Cahit (Toydemir) 3. Kolordu’dan aldığı emir üzerine bir tabur askeri Zile yoluyla Artova’ya, bir başka taburu da Tokat’tan Yıldızeli’ne gönderdi. Ancak, gönderilen bu birlikler asiler karşısında başarılı olamadılar. Bu durumdan iyice cesaret alan asiler Zile’yi işgal ettiler. Tümen komutanı Yarbay Cemil Cahit, Yıldızeli’nde bulunan askeri birliğin de desteği ile Zile’ye girdi ve burayı işgalden kurtardı. Suçlular ve asiler yakalanarak ağır şekilde cezalandırıldı. Postacı Nazım, Samsun bölgesinde yakalanarak Amasya’ya getirildi ve idam edildi.

Tokat bölgesinde, TBMM kuvvetlerini uğraştıran bir başka isyan ise Aynacıoğlu Hasan tarafından çıkarılan isyandır. Aynacıoğlu çetesi, Akdağ Madeni doğusunda bulunan Ayvalıközü’nde Binbaşı Çolak İbrahim Bey kumandasında 2.Kuvve-i Seyyare tarafından dağıtılmasına rağmen Aynacıoğlu Hasan, Hükümet kuvvetlerini bir süre uğraştırdı. Nihayet 1921 de Batı Anadolu’da Yunanlarla savaşmak şartı ile teslim oldu.

Bu olayların dışında Tokat ve Kazalarında başka çete olayları da görülmektedir. Bunlar arasında Molla Veli (Artova’nın Çıkrık Köyü), Kürt Bekir (Kazova’nın Munamah Köyü), Koca Molla (Olukalan Köyü), Deli Şükrü (Şıhlar Köyü), Ali Çavuş (Fadlı Köyü), İzzet (Erbaa Beldağı Köyü) çeteleri başta gelmektedir. Bu çetelerden bazılarının Tokat’ta Rum isyanını bastırmasında hükümete yardımcı oldukları da inkar edilemez.

Anadolu’da Kuva-i Milliye hareketini engellemek ve tamamen ortadan kaldırmak amacıyla İstanbul Hükümetinin kışkırtmaları sonucunda çıkan isyanlardan başka bunlardan daha tehlikeli bir durumda olan Rum çeteleri bilhassa Mondros Mütarekesi’nden hemen sonra tedhiş hareketlerine başladılar. Karadeniz bölgesinde başlayan Pontusçuluk hareketi Fener Rum Patrikanesi tarafından kışkırtılıyor ve Yunan hükümetince de destekleniyordu. Merzifon Amerikan Koleji’nde okuyan Rum öğrencileri 1904 yılında gizli Pontus Cemiyeti’ni kurdular. 1908’de de çalışmasını genişleten Pontus Cemiyeti, “Müdafaa-i Meşruta” ve “Mukaddes Anadolu Rum Cemiyeti” gibi cemiyetler tarafından destekleniyordu. Bunlardan Müdafaa-i Meşruta Cemiyetinin bir şubesi de Tokat’ta açıldı. Mondros Mütarekesi’nden sonra iyice azıtan Rumlar bilhassa Tokat’ın Erbaa, Niksar ve Reşadiye kazalarında faaliyette bulunuyorlardı. Rum çetelerinin bu bölgelerde köyleri bastıkları, ırza geçtikleri, Müslümanları öldürdükleri, evleri yakıp malları gasp ettikleri bilinmektedir.

TBMM hükümeti, 1921’de Rum çetelerine karşı giriştiği mücadele büyük ölçüde başarılı oldu. Tokat temsilcilerinden Rıfat bey, 18 Mayıs 1922 günü meclise verdiği önerge ile Dahiliye Vekilinden Pontusculuk hakkında açıklama yapmasını istedi. Karadeniz’deki Rumların büyük bir kısmı memleketin başka bölgelerine gönderilmek sureti ile Pontusculuk hareketi önemli ölçüde çözüme kavuştu. Böylece Tokat’ta etnik bütünlük sağlanmış oldu.

ATATÜRK TOKAT’TA

  1. 26 Haziran 1919 – 27 Haziran 1919

  2. 17 Ekim 1919 – 17 Ekim 1919

  3. 27 Ekim 1919 – 28 Ekim 1919

  4. 25 Eylül 1924 – 27 Eylül 1924

  5. 17 Eylül 1928 – 17 Eylül 1928

  6. 21 Kasım 1930 – 22 Kasım 1930

  

Atatürk, Milli Mücadele yıllarında Tokat’a ilk geldiği gün: << Türk Milleti’nde gizli bulunan birçok yeteneklerin, cevherlerin işi başarmaya yeterli olduğunu anladım....>>, dedi.

TOKAT TARİHİ KRONOLOJİSİ

Mevcut tarihi kaynaklardan tespit edebildiğimiz Tokat Tarihi Kronolojisi aşağıdaki şekilde verilmiştir. Burada ilimizin tarihi olayları araştırıcılara yardımcı olur düşüncesiyle özetlenerek yazılmıştır.

M.Ö.-71 Pontus Kralı Mithridates VII. Kelkit Vadisinde(Niksar Önlerinde) Roma Komutanlarından Lucullus’a mağlup oldu ve kaçarken Comana’ya (Gümenek) uğradı.

M.Ö.-64 Mithridates VII. tekrar kendi bölgesine geçti ve Tokat-Gümenek, Roma komutanlarından Ponpeus tarafından ele geçirildi.

M.Ö.-47 Mithridades VII.’nin ölümünden sonra yerine geçen Pharnakes II.’nin kendi topraklarını Romalıların elinden almak için yaptığı savaşların en önemlilerinden birinde Zile Ovasında Sezar’a mağlup oldu. Sezar VENİ-VİDİ-VİCİ (Geldim-Gördüm-Yendim) sözleri ile tarihe geçen meşhur mektubunu, burada yazmıştır.

1071-Malazgirt Savaşında Türk Kumandanı Alparslan’a mağlup olan Bizans İmparatoru R. Diogenis serbest bırakıldıktan sonra Tokat’ta geldi ve buradan Adana’ya geçti.

1074-Tokat ve dolayları Bizanslılardan Danişmend oğullarına eline geçti.

1144-Tokat ve çevresi Konya Selçukluları eline geçti.

243-Selçuk hükümdarı Gıyaseddin Keyhüsrev Tokat’a geldi.

1256-Tokat ve dolaylarında İlhanlılar hakim oldu.

1275-Pervane Bey tarafından Tokat Daruşşifası kuruldu.

1355-Tokat ve dolayları Ertena Oğulları eline geçti.

1381-Tokat ve dolayları Kadı Burhanettin hakimiyeti altına girdi.

392-Tokat Osman Oğulları eline geçti.

1402-Timur Ankara Harbine giderken Tokat’ta geldi.

1470-Uzun Hasan Tokat’ı yaktı, yıktı, yağma etti.

1472-Fatih Sultan Mehmet Trabzon’a giderken Tokat ve Niksar’a geldi.

1480-Tokat’ı alim ve şeyhülislam Molla Hüsrev vefat etti. Bursa’da kendi yaptırdığı medrese civarına defnedildi.

1495-İbn-i Kemal’in hocası büyük alim Molla Lütfü idam edildi.

1506-Şah İsmail Tokat’a hücum ederek şehri yakıp yıktı.

1538-Tokat Voyvodalık oldu.

1552-Kanuni Sultan Süleyman, İran seferi hazırlıklarını yapan ordusu ve veziri Sokullu Mehmet Paşa ile Tokat’ta konaklamalarını ve bütün Anadolu’da seferberlik emri verdi.

1553-Büyük alim İbn-i Kemal İstanbul’da vefat etti.

1555-Kanuni Sultan Süleyman ekim ayının 22’sinde Tokat’a geldi ve bir gece kaldıktan sonra Amasya’ya gittiler.

1602-Karayazıcı asileri Tokat’ı yağma ettiler ve yaktılar.

1609-Kuyucu Murat Paşa Tokat’ta geldi.

1614-Tokat Valide Sultanlara Hassıhümayün oldu.

1622-Asilerden Abaza Mehmet Paşa Tokat’ta geldi.

1628-Veziriazam Hüsrev Paşa Tokat’ta geldi

1632-Veziriazam Hüsrev Paşa Tokat’ta öldürüldü.

1635-Sultan IV.Murat Tokat’ta geldi.

1636-Veziriazam Bayram Paşa Tokat’ta geldi.

1642-Meşhur Hattat Tokatlı Mehmed-ül Liman vefat etti.

1656-Evliya Çelebi Tokat’ta geldi.

1791-Türk Mizahına “Kırk yıllık Kani, olur mu yani” deyimini bırakan Tokatlı Ebubekir Kani İstanbul’da vefat etti.

1795-İbni Sina’nın KANUN’unu Türkçe’ye çeviren alim ve doktor Tokatlı Hekim Mustafa İstanbul’da vefat etti.

1802-Mısır’dan dönen Sadrazam Yusuf Paşa Tokat’ta geldi ve İstanbul’a gitmek üzere ayrıldı.

1828-Tokat’ta ilk panayır açıldı.

1832-Gazi Osman Paşa Tokat’ta doğdu.

1845-Tokat ve dolaylarında ilk defa erkek nüfus sayımı yapıldı.

1870-Tokat’ta Rüştiye okulu ilk defa açıldı bunu Mekteb-i İdadi’lerinde aynı sene açılması izledi.

1884-Tokat’ta ilk kütüphane Hacı Hüseyin Efendi tarafından kuruldu.

1900-Gazi Osman Paşa İstanbul’da vefat etti.

1908-Tokat’ta halkımızın büyük sel diye ifadelendirdiği büyük seylap oldu ve binlerce kişi sele kapılarak boğuldu.

1914- Mahkeme Önü ve Buzluk semtinde büyük yangın oldu.

1919- 20 Haziran Cuma:İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali nedeniyle Tokat’ta ilk miting Niksar ilçesinde yapıldı. Binlerce kişinin katıldığı miting sonunda Retti İlhak Cemiyeti Reisi Hacı Mahir Beyin imzası ile İtilaf Devletleri temsilcilerine aşağıdaki metinle telgraf çekildi.

“Niksar’lılar Hukukun hamisi olduğunu idda eden Wilson’a ve diğer devletlere müracaat ediyoruz. Artık bizim feryadımıza kulak tıkamayınız, bizim tamamiyeti mülkiyemize,mevcudiyeti milliyetimize tecavüzü ve bu tecavüzde devamı kastediyorsanız en kısa yol bizi öldürmektir. Geliniz öldürünüz .Biz Türk olarak en küçük vatan parçasının Türk kalmasını istiyoruz, siz de buna söz vermiştiniz. Şimdi ise sözünüzde durmadığınızı görüyoruz. Anadolu’ya uzatılacak bir tecavüz bizi öldürmek için uzatılan bir adımdır. insaniyet ve adalet namına bu suikastten vazgeçmenizi rica ediyoruz”

25 Şubat 1919- “Karadeniz Rum Cumhuriyeti” kurmak suretiyle memleketin parçalanmasına çalışan Rumların bu çabalarını önlemek için Samsun’da kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti bir şubesinin Tokat’ta kurulmasını, “Ahaliyi Muhtereme” başlıklı

20 Mart 1919 -Karadeniz Türkleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti feshedilerek Erzurum’da kurulan “Şarki Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Tokatlılar temasa geçtiler. Yeni cemiyet birçok yerlerde başka adlarla kurulan cemiyetleri birleştirmek gayesi taşıyordu.

26 Haziran 1919- Mustafa Kemal Paşa Tokat’a geldiler, geceyi Tokat’ta geçirdiler.

27 Haziran 1919- Mustafa Kemal Paşa bir gün evvel Tokat Postahanesini kontrol altına aldırmış ve buraya geliş hareketlerinin hiçbir yere bildirilmemesini sağladıktan sonra Tokat Belediye Salonunda 25 kişilik aydınlar, gurubuna özetle; “....hiçbir savunma vasıtasına sahip olmasak dahi, dişimiz,tırnağımızla, zayıf ve dermansız kolumuzla mücadele ederek şeref ve haysiyetimizi, namusumuzu müdafaa etmeli zaruri görüyorum. Tarih bize , vatan uğrunda, canını, malını esirgemeyen milletlerin asla ölmediklerini, hala yaşadıklarını göstermektedir. Ben hayatımı hiçbir zaman milletimden üstün görmedim ve görmeyeceğim. Her an milletim için şerefimle ölmeye hazırım!Bu ateşli hitabe,dinleyenler üzerinde son derece etkili olmuştur.

25 Temmuz 1919-Erzurum’daki Şarki Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin hazırladığı ERZURUM KONGRESİ toplandı. Bu kongreye Tokat’tan Hamamcıoğlu Rıfat Bey katıldı.

12 Eylül 1919- 4 Eylül 1919’da Sivas’ta yapılan Sivas Kongresinden sonra Tokatlılar Milli Mücadelenin önemine ve hakikatine sahip çıkarak İstanbul Hükümeti ile tamamen bağlantıyı kestiler.

16 Ekim 1919- Mustafa Kemal Paşa Amasya’ya geçmek üzere Sivas’ta Tokat’a geldiler.

18 Ekim 1919- Amasya’da yapacakları temaslar için Tokat’ta gelen Mustafa Kemal Paşa bir gün devamlı halkla alakalı konular üzerinde görüşmeler yaptı ve Tokat halkında iyi intibalarla Amasya’ya hareket etti.

27 Ekim 1919- Mustafa Kemal Paşa yanlarında gazeteciler olduğu halde Tokat’ta geldiler.

28 Ekim 1919- Mustafa Kemal Paşa sabahleyin İhtiyat Zabitleri Teavün Cemiyetine uğrayıp görüşmelerde bulunduktan sonra öğlede Sivas’a hareket etti.

20 Kasım1919-Ahmet Fevzi Paşa Başkanlığındaki bir heyet Tokat’ta geldi.

17 Mart 1920-16 Mart 1920’de İstanbul’un İngilizler tarafından işgali ve yapılanları protesto için Tokat’ta büyük gösterilerle mitingler yapıldı.

18 Mart 1920-İstanbul’un işgali üzerine Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplanmasının bildirilmesinin üzerine Tokat’tan meclise seçilenler belli oldu.

6 Temmuz 1920- 2 Temmuz 1920 tarihinde asilerin Zile’yi yaktıktan sonra yakalanmalarının,Kolordu Komutanı Rafet Paşa’nın harp divanı kararlarının infaz edilmesi.

25 Temmuz 1920- Postacı Nazım isyanı bastırıldı.

26 Temmuz 1920-Bütün isyanlar bastırılarak Tokat’ta huzur sağlandı.

17 Eylül 1928- Reisi Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa Tokat’a geldiler.

21 Kasım 1931- Reisi Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa Sivas’tan saat 14.00’de Tokat’ta geldiler. Belediyeyi ziyaret ettiler.

7 Ekim 1933-Turhal Şeker Fabrikasının temeli İktisad Vekili M.Celal Bey tarafından atıldı.

TOKAT’TA DOĞAN ÖNEMLİ ŞAHSİYETLER

İBNİ KEMAL 1468 Tokat doğumludur. XV yüzyılın büyük alimlerinden olup, asıl adı Şemsettin’dir. Ahmet Bin Kemal Paşazade Süleyman Bey’in oğludur. İlk defa Edirne’de Taşlık medresesine Üsküp’te İshak Paşa yine Edirne’de halebi üç şerefli semaniye Sultan medreselerine müderris olmuştur. Müderrislikten kadılığa geçmiştir. 300’e yakın eseri bulunan bir alimdir. 1553 yılında vefat etmiştir. Mahmut Çelebi zaviyesine defnedilmiştir.

EBU BEKİR KANİ 1711’de Tokat’ta doğan Ebu Bekir Kani tanınmış Türk şairi ve mizahçılarımızdandır.Bükreş’te bulunduğu sırada Romanyalı güzel bir kadına aşık olmuştur. Sevgilisinin kendine Hristiyan olması halinde onunla evlenme şartını söylemesi üzerine Türk mizah tarihine geçen ve halen bazı konularda tekrarlanan “Kırk yıllık Kani, olur mu yani” diyerek sevgilisini terk etti.

GAZİ OSMAN PAŞA1832 yılında Tokat’ta doğan Gazi Osman Paşa Tokat’ın yetiştirdiği en büyük askerlerdendir. 1875-1876 yıllarında Osmanlı Rus Harbinde düşman ordusunu bozguna uğratmış ve rütbesi Mareşallığa yükselmiştir. başlığında, Rusların Tuna’yı geçmeleri üzerine Plevne’yi tutma emrini almıştır. Elinde bulunan çok az kuvvetle düşmanın çok büyük kuvvetlerine 5 ay karşı koymuş ve teslim tekliflerini daima reddetmiştir. İşte askeri tarihe Plevne Müdafaası olarak geçen bu harp ta yardım alamamak yüzünden son bir huruç hareketine girişmiş düşman kuvvetlerini yarıp çıkarken yaralanarak esir düşmüştür. Muharebe meydanında ağır yaralı halde bulunan Gazi Osman Paşa Rus Çarı tarafından büyük bir kahraman olarak karşılanmış. Şerefle taşıdığı kılıcı “Bu kılıç bunu şerefle taşıyanlara layıktır” denilerek iade etmiştir. “Sizi büyük bir misafir olarak kabul ediyorum” diyen Rus Çarı Gazi Osman Paşa’yı Kiev Hastanesinde tedaviye aldırmış, tedaviden sonra serbest bırakmıştır. Gazi Osman Paşa, Odesa limanından kendisine tahsis edilen özel vapurla İstanbul’a gönderilmiştir.

İstanbul’da büyük kahramanlara yakışır şekilde karşılanan Gazi Osman Paşa, 2. Abdülhamit tarafından envala Gazi unvanıyla onurlandırıldı, sonra elmaslı bir kılıç kendisine hediye edildi. Daha sonra Padişah kendisine Seraskerliğe tayin etti yedi yıl bu hizmette kaldı sonra mabeyin müşavirliğine getirildi 5 Nisan 1900 yılında İstanbul’da gözlerini hayata yumdu Fatih Sultan Mehmet’in bahçesine defnedildi hala Tokat’ta Gazi Osman Paşa ismiyle adlandırılan bulvar, stadyum, ilköğretim okulları, lise ve üniversite bulunmaktadır.

Tüm bu şahsiyetler dışında Molla Hüsrev, Hekim Mustafa, Tahir Efendi, Sabuhi Ahmet Dede, Mehmet-ül Liman, İbn-i Metdas, Derviş Ömer gibi tarihi şahsiyetler Tokat’ın yetiştirdiği değerli şahsiyetlerdir.

CAHİT KÜLEBİ 1917 yılında Zile’nin Çeltek Köyünde doğan Cahit KÜLEBİ, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nu bitirmiş ve Milli Eğitim Bakanlığının çeşitli kademelerinde görev yapmıştır. Süt, Rüzgar, Atatürk Kurtuluş Şavaşı’nda, Adamın Biri, Yeşeren Otlar isimli kitaplarını “Şiirler” adı altında tek bir kitapta toplamıştır.

Gazi hazretleri bu geceyi Tokatta geçirecek-lerdir.

19/9/1928 H. Milliye

GAZİ HAZ. BUGÜN TOKATTAN SİVASA AZİMET EDİYOR-LAR.

HER TARAFTA BÜYÜK İSTİKHBAL HAZIRLIKLAR, YAPILMIŞ-TIR.

SİVAS KÖYLERİNDE TABELALAR KHAMİLEN YENİ HARFLERLE YAZILMIŞTIR.

20.9.1928 Akşam

Turhal, 18 (H.M.) – Gâzi Hz. Gece saat 20 de Turhala geldiler. Gece olmasına rağmen kendilerini bekleyen binlerce halkın candan tezâhürâtı arasından tirenden indi-ler ve otomobil-le Tokada hareket etti-ler. Kol Ordu Kumandanı Sâlih Pş. ve Cumhûriyet Halk Fırkası Avni B. muntıkaları hüdûdu olan Kayseriye kadar Gâzi hazretlerine refâkhet edecek-lerdir.

Tokat, 18 ( A. A. ) – Gazi Hz. ve Baş Vekil İsmet Bş. Refâkhetlerinde Sıhiye vekîli Refikh, Cumhûriyet Halk Fırkası Khâtib-i umûmîsi Safvet, Nûri (Kütahya), Cevat Abbas (Bolu), Kılıç Ali (Gâzî Ayintap), Sâlih (Yozgat), Recep Zühtû (Sinop), Hasan Câvit (Rize), Khaâtib-i umûmi Tevfikh ve Seryâver Rusihi beyler ve yâverleri olduğu halde saat 22 de Tokada muvasalat etti-ler ve vaktin geç olmasına rağmen yüksek tezâhûrât-la karşılandi-lar.

Gâzi Hz. ve Baş Vekîlimiz ikâmetlerine tahsis olunan Belediye Dâiresine müsafir oldu-lar.

TOKATLILARI İMTİHAN

Tokat, 19 ( A. A. ) – Tokatlılar dün gece fener alayi yaparak büyük müsâfir şerefine tezâhürâtta bulunmuş-lardır. Gâzi Hz. saat 13 de Hükkûmet Dâiresine gelerek meclis-i umûmi salonunda mêmurları ve halkı yeni harflerden imtihan etmiş-ler ve neticeden memnun kaldıklarını söylemiş-lerdir.

20/9/1928 H. Milliyet

GAZİ HZ. TOKAD’A VASIL OLDULAR

REİSİCÜMHUR HAZRETLERİNİN SEYAHATİ

GAZİ HZ. <<TOKAD>>DA HEYECANLA KARŞILANDILAR

REİSİCUMHUR HZ. <<TOKAD>> DA MEB’US MUSTAFA B.İN

HANESİNE MİSAFİR OLDULAR

Tokat 21 ( A. A. ) – Resisicümhur Hz. saat on buçukta refakatlerindeki zevat ile Tokad’ı teşrif etmişlerdir. Belediye dairesi önünde saatlerce kendisine intizar eden halk Gazi’yi heyecan ve muhabbetle alkışlamıştır. Belediyede öğle yemeğini yedikten sonra misafir kalacakları meb’us Mustafa Beyin evine gitmişlerdir. Cuma tatili olduğundan bugünü istirahatle geçirecek, yarın halk ile temasta bulunacaklardır.

22/11/1930 Cumhuriyet